Tekstil Üretim ve Kullanım Atıklarının, Geri Kazanımı, Çevresel ve Ekonomik Etkileri

Tekstil geri dönüşüm

Tekstil Üretim ve Kullanım Atıklarının, Geri Kazanımı, Çevresel ve Ekonomik Etkileri

Özet

Tekstil geri dönüşüm sektörü son on yıl içinde ülkemiz için vazgeçilemez bir sektör haline gelmiştir. Ancak Tekstil üretimi sırasında ortaya çıkan teleflerin geri kazanımı Türkiye’de önemli bir işlevi yerine getirmesine rağmen, diğer geri kazanım işlemlerine uygulanan teşviklerden yararlanamamakta ve çevresel ve ekonomik etkileri yeterince bilinmemektedir. Evsel atık ve endüstriyel atıklar birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’de her yıl yaklaşık olarak bir milyon ton civarında tekstil atığının ortaya çıktığı görülmektedir. Bu atıklar, geri kazanılabilir niteliktedir. Bu geri kazanım tamamıyla gerçekleştirilebilirse;

•Ayrıca elde edilecek geri dönüştürülen pamuk miktarı ülke kütlü pamuk üretiminin %17’sini karşılayacaktır.,
• 2014 senesinde Türkiye’yi 413.100.000.-$’lık ithalat yükünden kurtarmıştır. Türkiye’de çöpe giden yalnızca polyester ve pamuk ürünler geri kazanılmış olsa, yılda kaba bir yaklaşımla 13,1 milyar kWh enerji pamuktan, 14 milyar kWh enerji polyesterden kazanılabilecektir.
• Yalnızca tekstil geri dönüşümündeki mekanik tesislerinden elde edilen tekstil atığının elyafa dönüştürülmesi ile oluşan yıllık ekonomik değer: yaklaşık 1.070.000.000-TL/yıl (1 Milyar Yetmiş Milyon TL)’dir. (1.070.848.000 TL/yıl)
• Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nün açıklamalarına göre, 2013 yılında 1 milyar 200 milyon TL pamuk desteği verilmiştir. Tekstil geri dönüşüm sektörü sayesinde bu rakamın %17’si olan 204 milyon TL’si farklı sektörlere destek olarak kullanılabilecektir.
• Pamuk üretimi için Türkiye ekili alanın % 17 yani 766.390 hektar alanı başka bir tarımsal ürün için kullanılabilecektir.

Sıfır değer görülen atıkların ülke ekonomisine tekrar kazandırılmasını sağlayan geri dönüşüm sektörünün ayakta kalabilmesi ve dünyadaki diğer rakipleriyle yarışabilmesi için desteklenmesi gerekir. Bu anlamda Şifanoz’da günlük 1200 ton, karnet’te 336 ton, non-woven v.b. geri dönüşüm yöntemlerinde günlük 177 ton ve toplamda günlük 1.713 tonluk geri kazanımı ile sektörün desteklenmesi gerekmektedir.
2013 senesi pamuk raporlarına göre Türkiye’nin 2014 yılı lifli pamuk üretimi 892.000 ton (sekiz yüz kırk üç bin ton)’dur. Bu üretim ülke ihtiyacının çok altında kalmıştır. Bu yüzden 653.000 ton lifli pamuk ithal edilmiştir. Tekstil geri dönüşüm sektörü yaklaşık olarak ithal edilen lifli pamuk kadar bir üretim yapmaktadır.

Hazırlanan bu raporla geri dönüşüm sektörünün ekonomik ve çevresel anlamda kazandırdıkları belirlenmeye çalışılmış ve verilerin ışığında sektördeki sorun ve bunlara ait çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.
Bu bağlamda, sektörün istekleri kısaca söyle özetlenmektedir:
• Geri dönüşümün teşvik edilmesi amacıyla sektörde eski yeni ayrımı yapılmaksızın tüm yatırımlara destek verilmesi önem arz etmektedir. En az 7 yıl süreyle geri dönüşüm sektörüne teşvik verilmesi istenmektedir. Bu kalemler; kurum ve gelir vergilerinde indirim, SGK işveren payı desteklerinin belirli bölgelerde sektöre özel olarak çıkarılması sektöre çok büyük bir ivme kazandıracaktır. Desteklerin verilmesinde firmaların geri dönüşüm belgesine sahip olması istenmelidir.
• Diğer geri kazanım sektörlerine verilen teşvik ve desteklerin tekstil geri kazanım sektörüne verilmemesi sektörün en önemli diğer sorunudur. Hurda metalde KDV sıfır iken, tekstil teleflerinde bu oran % 8’dir. Tekstil teleflerinde de % 0 olması istenmektedir.

• Sektörde tekstil telefi ara toplayıcılara yeni düzenlemeler getirilmesi ve rekabet koşullarının oluşturulması gerekmektedir.
• Telef KDV oranları düşürüldüğünde, iplik üreticilerinin zarar görmemesi için, iplik üreticilerinin KDV oranları da sıfır’a (%0) indirilmelidir.
• Geri dönüşüm firmalarından çıkan günlük 150 ton civarı üretim atığı katı atık olarak değerlendirilmektedir. İllere göre bu atıkların bertaraf edilmesi değişmektedir. Özellikle bertaraf tesisi olmayan illerde bu atıklar aracılar tarafından toplanılmaktadır yada yakın bölgedeki tesislere yönlendirilmektedir. Tonu 150-TL’den bertaraf edilen atıklar sektöre yıllık 7.200.000.-TL ek yük getirmektedir. Çevreye duyarlı olan sektör atık maliyetlerini kabul etmekle birlikte, rekabette dezavantajlı hale getiren bu durumu kaldırmak için bertaraf ve nakliye bedellerinin teşvik edilmesi gerekmektedir.
• Tekstil geri kazanım sektöründe yeni yatırım yapılabilmesi için OSB’lerde bedelsiz arsa tahsisi yapılması veya üst kullanım hakkının verilmesi değerlendirilmelidir.
• İplik ithalatına uygulanan anti-damping uygulaması devam etmelidir.
• Tekstil ve hazır giyim işletmelerinde oluşan tekstil teleflerinin mutlaka ayrı olarak depolanması sağlanmalıdır. Belediyeler, bu telefleri ayrı toplamalıdır. Böylece ürünlerin temiz kalması ve ekonomik değerini kaybetmemesi sağlanabilecektir.
• Mutlaka tüm Türkiye’yi içeren bir “telef” tedarik zinciri kurulmalıdır.
Görüldüğü gibi geri kazanım sektörü, “sürdürülebilir üretim ve kalkınma”nın önemli bir ayağıdır ve mutlaka desteklenmesi gerekmektedir.

Giriş

Tekstil sektörü, Türkiye’de GSYH’nin yaklaşık % 10’unu oluşturmaktadır ve dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en önemli sektörlerden biridir. 1980’lerle birlikte ortaya çıkan çevresel hareket, günümüzde siyasi partiler, toplumsal kuruluşlar ve yönetim organları üzerinde önemli etkileri olan bir unsur haline gelmiştir. Tekstil sektörü de bu gelişimden etkilenmiş ve özellikle terbiye işlemleri sırasında ortaya çıkan atık sular bu kapsamda ciddi sorunlara yol açmaya başlamıştır. Çevreci hareketlerin de etkisiyle şekillenen yeni çevre yasaları, tekstil sektörünü yeni önlemler almaya zorlamış ve “geri kazanım” da bu çerçevede önem kazanmıştır. Ayrıca geri kazanımın ekonomik karlılığının keşfedilmesi de bu alana olan ilgiyi artırmıştır. Son dönemde tüketicilerin “çevreci” markalara ilgisi de firmaları bu alana yönlendiren etkenlerdendir. Özellikle polyesterin son yıllardaki agresif büyümesi ve dünya lif üretiminin yaklaşık % 36’sını oluşturması, sentetik esaslı bu ürünle ilgili geri kazanım çalışmalarının özel bir önem kazanmasına yol açmıştır.
Tekstil atıklarının geri kazanımı yöntemleri genel olarak aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir.
A) Mekaniksel yöntemler
B) Termo-mekaniksel yöntemler
C) Kimyasal yöntemler
D) Enerji elde etme
E) Diğer yöntemler

Mekaniksel yöntemle atıklar, iplik, kumaş ve dokusuz yüzeylerin üretiminde kullanılabilecek lifli forma getirilirken, termo-mekaniksel yöntemde, yeniden eritilerek granül haline getirilmekte ve elde edilen granüller plastiklerin ve liflerin üretiminde kullanılmaktadır. Kimyasal yöntemde ise, özellikle sentetik esaslı atıklar, genellikle kimyasal depolimerizasyon yöntemleri ile hammaddeye veya ara ürüne kadar geri döndürülmekte ve elde edilen ürünler, tekstil bitim maddeleri, lifler, doymamış reçineler gibi çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Tekstil atıklarının yüksek kalori değerleri, bu atıkların yakıt olarak kullanılmasını da gündeme getirmektedir, ancak petrolün giderek tükendiği günümüzde sentetik esaslı atıkların yakılarak tamamen yok edilmesi, ancak son seçenek olarak düşünülmelidir.

Her ne kadar çevre açısından en fazla sorun yaratan hammadde grubu sentetikler olarak görülse de, doğal lifler de çevre açısından çeşitli sorunlar oluşturmaktadır. Polyesterle birlikte en fazla üretilen ve tüketilen diğer lif olan pamuğun üretiminde kullanılan pestisitlerin yol açtığı çevresel zararlar (diğer yararlı organizmaların da ölmesi, balık ölümlerine yol açması, yer altı sularına sızması, vb), genetiği değiştirilmiş pamuk üretimi ve kimyasal esaslı gübre kullanımının yol açtığı çevresel etkiler gibi nedenlerle çevrecilerin yoğun tepkisini almaktadır. Doğada sentetiklere kıyasla çok daha kısa sürede bozunsa da, üretim sürecinin yol açtığı çevresel zararlar, artık pamuk lifinin “yeşil” imajını zedelemektedir. Sentetik lifler ise, petrol esaslı ürünlerden elde edilmesinin yol açtığı çevresel ve ekonomik sorunlara ilave olarak, doğada uzun süre yok olmaması nedeni ile katı tekstil atıkları içerisinde en ciddi sorunlara yol açan gruptur.
Tekstil ürünleri, hayatımızın en temel ihtiyaçlarından başlayarak, pek çok alanında ihtiyaç duyulan malzemelerdir ve üretimleri de artarak devam etmektedir. Üretim süreçlerindeki çevresel etkileri azaltmak, doğaya atıldığında oluşacak sorunları engellemek, tükenen petrolden daha uzun süre yararlanabilmek gibi nedenlerle, geri kazanım, hem doğal hem de rejenere ve sentetik esaslı tekstil atıkları için en iyi çözüm yolu olarak görülmektedir.
Tekstil üretimi sırasında ortaya çıkan teleflerin geri kazanımı Türkiye’de önemli bir işlevi yerine getirmesine rağmen, diğer geri kazanım işlemlerine uygulanan teşviklerden yararlanamamakta ve çevresel ve ekonomik etkileri yeterince bilinmemektedir.

Toplam endüstriyel atık miktarı, 2009 yılı itibarı ile 458,485 ton/yıl’dır. 2009 yılının Türk tekstil sektörünün global krizden etkilendiği döneme rastladığı ve 2009 dan bu yana üretim endekslerinde %29,1 artış olduğu düşünüldüğü göz önüne alınırsa, güncel yıllık endüstriyel atık miktarının 590.000 tonun üzerinde olacağı öngörülebilir.
Tekstil atıklarının ikinci önemli kaynağı ise, kullanım sonrası ortaya çıkan atıklardır. Türkiye’de kişi başı çöp üretimi TÜİK verilerine göre 1.77 kg/gün’dür (2012), tekstil ürünlerinin bu miktar içerisindeki oranı, yapılan bir çalışmaya göre, % 1,14’dür. Türkiye’de evsel atıkların içerisinde yer alan tekstil atık miktarı:

Evsel atık içerisindeki tekstil atık miktarı = (0,0114 x 1,77 kg x 365 x 76.667.864) / 1000
= 564.657. ton/yıl
Bu rakamın içerisine, kullanılabilecek durumda olup, yardım kuruluşlarına vb. verilen miktarlar dahil değildir.
• Türkiye’de ekonomik refah seviyesinin yükselmesi ile giyim alışkanlıkları da değişmekte, giysiler çok daha kısa sürelerde değiştirilmektedir. Türkiye ile ilgili kesin bir rakam bulunmamaktadır, ancak bir yaklaşım olması açısından İngiltere örneği verilebilir. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, son on yılda İngiltere’de
• Yeni giysi satışları % 60 oranında artmıştır.
• Nüfusun % 45’i giysilerini her yıl,
• % 42’si 6 ayda bir gözden geçirmektedir.
Rakamlar giysi sirkülasyonun çok hızlı olduğunu ve giysilerin kullanım ömrünün gittikçe düştüğünü göstermektedir. 

Türkiye Çevre Ajansı Kuruldu

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygulamaya geçirilen Sıfır Atık Projesi çalışmalarının daha ileriye taşınması, içecek ambalajlarının etkin bir şekilde toplanmasını hedefleyen ve Bakanlığa bağlı olarak görev yapacak Türkiye Çevre Ajansı kuruldu.

Bu kapsamda, Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. 

Buna göre Ajans, Bakanlıkça belirlenen çevre strateji ve politikaları doğrultusunda, depozito yönetim sistemini kurma, kurdurma, işletme veya işlettirme, ilgili tarafların depozito yönetim sistemine dahil olmasını sağlama ve bunların yükümlülüklerini belirleme ile Bakanlıkça belirlenen depozito bedeli, ücret ve teminatları alma ve iade etme faaliyetlerini yürütecek.

Bakanlıkça depozito uygulamasına zorunlu olarak tabi tutulan ürünlere yönelik depozito yönetim sistemi altyapısının oluşturulmasına, uygulanmasına, izlenmesine yönelik izin ve onay işlemleri dahil gerekli idari düzenlemeleri ve tedbirleri uygulayacak ve gerekli kontrolleri yapacak.

Çevrenin iyileştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunacak Ajans, sıfır atık yönetim sisteminin kurulmasına ve uygulanmasına katkı sağlayacak.

Geri kazanılabilir ürünlerin kullanımları sonrası ülke ekonomisine kazandırılmasına ve geri kazanılabilir atıkların yönetimine ilişkin faaliyetlere katkı sağlayacak.

Türkiye Çevre Ajansı, kamuoyunda duyarlılık ve farkındalık oluşturmak amacıyla görsel, işitsel ve yazılı yayınlar hazırlama, yayımlama, basın ve yayın organları ile iş birliği yapma ve kampanya, yarışma, tanıtım gibi faaliyetlerde bulunacak.

Eğitim ve sertifika programları düzenleme, bilimsel çalışmalar yapma, dokümantasyon, araştırma ve uygulama merkezleri ile laboratuvar ve müze kurma gibi faaliyetleri de yürütecek ajans, yurt içinde veya yurt dışında yerel yönetimler, ulusal veya uluslararası kurum veya kuruluşlar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve gerçek veya tüzel kişilerle iş birliği yapma, ortak projeler geliştirme ve faaliyetlerde bulunma, uygun görülmesi halinde belediyelere, il özel idarelerine, eğitim kurumlarına ve diğer kurum ve kuruluşlara mali ve teknik destek sağlama faaliyetlerini yürütecek.

İlgili kanuna ulaşmak için tıklayınız.

30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

“Zafer, “Zafer benimdir” diyebilenindir. Başarı ise, “Başaracağım” diye başlayarak sonunda “Başardım” diyebilenindir.”

Ağustos ayı, milletimiz için zaferler ayıdır. 30 Ağustos 1922 tarihi, aziz milletimizin hiçbir zillet ve esareti kabul etmeyeceği, bağımsızlığını ve hür yaşama iradesini sonu ne olursa olsun hiçbir surette terk etmeyeceğini tüm cihana güçlü bir şekilde haykırdığı günün adıdır.

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1919 yılında Samsun’da aziz milletimiz ile başlattığı istiklal mücadelesinin, 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle zafere taşınmasının 98. yılını aynı gurur ve heyecanla kutluyoruz.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk ordusunun 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biri olarak tarihe geçmiştir.

30 Ağustos Zaferini büyük yapan, dünya savaşından büyük kayıplarla çıkmış, işgale uğramış ve toprakları paylaşılarak tarihten silinmeye çalışılan milletimizin, büyük önder Atatürk’ün üstün komutanlık yeteneği ile ordumuzun kahramanlığı ve cesaretiyle verdiği olağanüstü mücadelesidir.

Bu duygular içerisinde; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatanımız uğruna canını feda etmiş tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimizi minnetle yâd ediyor, herkesin “30 Ağustos Zafer Bayramı’nı” kutluyoruz.”

Biyom Çevre Mühendislik Ltd.