Tekstil Üretim ve Kullanım Atıklarının, Geri Kazanımı, Çevresel ve Ekonomik Etkileri

Posted Haberler içinde yayınlandı

Tekstil geri dönüşüm

Tekstil Üretim ve Kullanım Atıklarının, Geri Kazanımı, Çevresel ve Ekonomik Etkileri

Özet

Tekstil geri dönüşüm sektörü son on yıl içinde ülkemiz için vazgeçilemez bir sektör haline gelmiştir. Ancak Tekstil üretimi sırasında ortaya çıkan teleflerin geri kazanımı Türkiye’de önemli bir işlevi yerine getirmesine rağmen, diğer geri kazanım işlemlerine uygulanan teşviklerden yararlanamamakta ve çevresel ve ekonomik etkileri yeterince bilinmemektedir. Evsel atık ve endüstriyel atıklar birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’de her yıl yaklaşık olarak bir milyon ton civarında tekstil atığının ortaya çıktığı görülmektedir. Bu atıklar, geri kazanılabilir niteliktedir. Bu geri kazanım tamamıyla gerçekleştirilebilirse;

•Ayrıca elde edilecek geri dönüştürülen pamuk miktarı ülke kütlü pamuk üretiminin %17’sini karşılayacaktır.,
• 2014 senesinde Türkiye’yi 413.100.000.-$’lık ithalat yükünden kurtarmıştır. Türkiye’de çöpe giden yalnızca polyester ve pamuk ürünler geri kazanılmış olsa, yılda kaba bir yaklaşımla 13,1 milyar kWh enerji pamuktan, 14 milyar kWh enerji polyesterden kazanılabilecektir.
• Yalnızca tekstil geri dönüşümündeki mekanik tesislerinden elde edilen tekstil atığının elyafa dönüştürülmesi ile oluşan yıllık ekonomik değer: yaklaşık 1.070.000.000-TL/yıl (1 Milyar Yetmiş Milyon TL)’dir. (1.070.848.000 TL/yıl)
• Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nün açıklamalarına göre, 2013 yılında 1 milyar 200 milyon TL pamuk desteği verilmiştir. Tekstil geri dönüşüm sektörü sayesinde bu rakamın %17’si olan 204 milyon TL’si farklı sektörlere destek olarak kullanılabilecektir.
• Pamuk üretimi için Türkiye ekili alanın % 17 yani 766.390 hektar alanı başka bir tarımsal ürün için kullanılabilecektir.

Sıfır değer görülen atıkların ülke ekonomisine tekrar kazandırılmasını sağlayan geri dönüşüm sektörünün ayakta kalabilmesi ve dünyadaki diğer rakipleriyle yarışabilmesi için desteklenmesi gerekir. Bu anlamda Şifanoz’da günlük 1200 ton, karnet’te 336 ton, non-woven v.b. geri dönüşüm yöntemlerinde günlük 177 ton ve toplamda günlük 1.713 tonluk geri kazanımı ile sektörün desteklenmesi gerekmektedir.
2013 senesi pamuk raporlarına göre Türkiye’nin 2014 yılı lifli pamuk üretimi 892.000 ton (sekiz yüz kırk üç bin ton)’dur. Bu üretim ülke ihtiyacının çok altında kalmıştır. Bu yüzden 653.000 ton lifli pamuk ithal edilmiştir. Tekstil geri dönüşüm sektörü yaklaşık olarak ithal edilen lifli pamuk kadar bir üretim yapmaktadır.

Hazırlanan bu raporla geri dönüşüm sektörünün ekonomik ve çevresel anlamda kazandırdıkları belirlenmeye çalışılmış ve verilerin ışığında sektördeki sorun ve bunlara ait çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.
Bu bağlamda, sektörün istekleri kısaca söyle özetlenmektedir:
• Geri dönüşümün teşvik edilmesi amacıyla sektörde eski yeni ayrımı yapılmaksızın tüm yatırımlara destek verilmesi önem arz etmektedir. En az 7 yıl süreyle geri dönüşüm sektörüne teşvik verilmesi istenmektedir. Bu kalemler; kurum ve gelir vergilerinde indirim, SGK işveren payı desteklerinin belirli bölgelerde sektöre özel olarak çıkarılması sektöre çok büyük bir ivme kazandıracaktır. Desteklerin verilmesinde firmaların geri dönüşüm belgesine sahip olması istenmelidir.
• Diğer geri kazanım sektörlerine verilen teşvik ve desteklerin tekstil geri kazanım sektörüne verilmemesi sektörün en önemli diğer sorunudur. Hurda metalde KDV sıfır iken, tekstil teleflerinde bu oran % 8’dir. Tekstil teleflerinde de % 0 olması istenmektedir.

• Sektörde tekstil telefi ara toplayıcılara yeni düzenlemeler getirilmesi ve rekabet koşullarının oluşturulması gerekmektedir.
• Telef KDV oranları düşürüldüğünde, iplik üreticilerinin zarar görmemesi için, iplik üreticilerinin KDV oranları da sıfır’a (%0) indirilmelidir.
• Geri dönüşüm firmalarından çıkan günlük 150 ton civarı üretim atığı katı atık olarak değerlendirilmektedir. İllere göre bu atıkların bertaraf edilmesi değişmektedir. Özellikle bertaraf tesisi olmayan illerde bu atıklar aracılar tarafından toplanılmaktadır yada yakın bölgedeki tesislere yönlendirilmektedir. Tonu 150-TL’den bertaraf edilen atıklar sektöre yıllık 7.200.000.-TL ek yük getirmektedir. Çevreye duyarlı olan sektör atık maliyetlerini kabul etmekle birlikte, rekabette dezavantajlı hale getiren bu durumu kaldırmak için bertaraf ve nakliye bedellerinin teşvik edilmesi gerekmektedir.
• Tekstil geri kazanım sektöründe yeni yatırım yapılabilmesi için OSB’lerde bedelsiz arsa tahsisi yapılması veya üst kullanım hakkının verilmesi değerlendirilmelidir.
• İplik ithalatına uygulanan anti-damping uygulaması devam etmelidir.
• Tekstil ve hazır giyim işletmelerinde oluşan tekstil teleflerinin mutlaka ayrı olarak depolanması sağlanmalıdır. Belediyeler, bu telefleri ayrı toplamalıdır. Böylece ürünlerin temiz kalması ve ekonomik değerini kaybetmemesi sağlanabilecektir.
• Mutlaka tüm Türkiye’yi içeren bir “telef” tedarik zinciri kurulmalıdır.
Görüldüğü gibi geri kazanım sektörü, “sürdürülebilir üretim ve kalkınma”nın önemli bir ayağıdır ve mutlaka desteklenmesi gerekmektedir.

Giriş

Tekstil sektörü, Türkiye’de GSYH’nin yaklaşık % 10’unu oluşturmaktadır ve dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en önemli sektörlerden biridir. 1980’lerle birlikte ortaya çıkan çevresel hareket, günümüzde siyasi partiler, toplumsal kuruluşlar ve yönetim organları üzerinde önemli etkileri olan bir unsur haline gelmiştir. Tekstil sektörü de bu gelişimden etkilenmiş ve özellikle terbiye işlemleri sırasında ortaya çıkan atık sular bu kapsamda ciddi sorunlara yol açmaya başlamıştır. Çevreci hareketlerin de etkisiyle şekillenen yeni çevre yasaları, tekstil sektörünü yeni önlemler almaya zorlamış ve “geri kazanım” da bu çerçevede önem kazanmıştır. Ayrıca geri kazanımın ekonomik karlılığının keşfedilmesi de bu alana olan ilgiyi artırmıştır. Son dönemde tüketicilerin “çevreci” markalara ilgisi de firmaları bu alana yönlendiren etkenlerdendir. Özellikle polyesterin son yıllardaki agresif büyümesi ve dünya lif üretiminin yaklaşık % 36’sını oluşturması, sentetik esaslı bu ürünle ilgili geri kazanım çalışmalarının özel bir önem kazanmasına yol açmıştır.
Tekstil atıklarının geri kazanımı yöntemleri genel olarak aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir.
A) Mekaniksel yöntemler
B) Termo-mekaniksel yöntemler
C) Kimyasal yöntemler
D) Enerji elde etme
E) Diğer yöntemler

Mekaniksel yöntemle atıklar, iplik, kumaş ve dokusuz yüzeylerin üretiminde kullanılabilecek lifli forma getirilirken, termo-mekaniksel yöntemde, yeniden eritilerek granül haline getirilmekte ve elde edilen granüller plastiklerin ve liflerin üretiminde kullanılmaktadır. Kimyasal yöntemde ise, özellikle sentetik esaslı atıklar, genellikle kimyasal depolimerizasyon yöntemleri ile hammaddeye veya ara ürüne kadar geri döndürülmekte ve elde edilen ürünler, tekstil bitim maddeleri, lifler, doymamış reçineler gibi çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Tekstil atıklarının yüksek kalori değerleri, bu atıkların yakıt olarak kullanılmasını da gündeme getirmektedir, ancak petrolün giderek tükendiği günümüzde sentetik esaslı atıkların yakılarak tamamen yok edilmesi, ancak son seçenek olarak düşünülmelidir.

Her ne kadar çevre açısından en fazla sorun yaratan hammadde grubu sentetikler olarak görülse de, doğal lifler de çevre açısından çeşitli sorunlar oluşturmaktadır. Polyesterle birlikte en fazla üretilen ve tüketilen diğer lif olan pamuğun üretiminde kullanılan pestisitlerin yol açtığı çevresel zararlar (diğer yararlı organizmaların da ölmesi, balık ölümlerine yol açması, yer altı sularına sızması, vb), genetiği değiştirilmiş pamuk üretimi ve kimyasal esaslı gübre kullanımının yol açtığı çevresel etkiler gibi nedenlerle çevrecilerin yoğun tepkisini almaktadır. Doğada sentetiklere kıyasla çok daha kısa sürede bozunsa da, üretim sürecinin yol açtığı çevresel zararlar, artık pamuk lifinin “yeşil” imajını zedelemektedir. Sentetik lifler ise, petrol esaslı ürünlerden elde edilmesinin yol açtığı çevresel ve ekonomik sorunlara ilave olarak, doğada uzun süre yok olmaması nedeni ile katı tekstil atıkları içerisinde en ciddi sorunlara yol açan gruptur.
Tekstil ürünleri, hayatımızın en temel ihtiyaçlarından başlayarak, pek çok alanında ihtiyaç duyulan malzemelerdir ve üretimleri de artarak devam etmektedir. Üretim süreçlerindeki çevresel etkileri azaltmak, doğaya atıldığında oluşacak sorunları engellemek, tükenen petrolden daha uzun süre yararlanabilmek gibi nedenlerle, geri kazanım, hem doğal hem de rejenere ve sentetik esaslı tekstil atıkları için en iyi çözüm yolu olarak görülmektedir.
Tekstil üretimi sırasında ortaya çıkan teleflerin geri kazanımı Türkiye’de önemli bir işlevi yerine getirmesine rağmen, diğer geri kazanım işlemlerine uygulanan teşviklerden yararlanamamakta ve çevresel ve ekonomik etkileri yeterince bilinmemektedir.

Toplam endüstriyel atık miktarı, 2009 yılı itibarı ile 458,485 ton/yıl’dır. 2009 yılının Türk tekstil sektörünün global krizden etkilendiği döneme rastladığı ve 2009 dan bu yana üretim endekslerinde %29,1 artış olduğu düşünüldüğü göz önüne alınırsa, güncel yıllık endüstriyel atık miktarının 590.000 tonun üzerinde olacağı öngörülebilir.
Tekstil atıklarının ikinci önemli kaynağı ise, kullanım sonrası ortaya çıkan atıklardır. Türkiye’de kişi başı çöp üretimi TÜİK verilerine göre 1.77 kg/gün’dür (2012), tekstil ürünlerinin bu miktar içerisindeki oranı, yapılan bir çalışmaya göre, % 1,14’dür. Türkiye’de evsel atıkların içerisinde yer alan tekstil atık miktarı:

Evsel atık içerisindeki tekstil atık miktarı = (0,0114 x 1,77 kg x 365 x 76.667.864) / 1000
= 564.657. ton/yıl
Bu rakamın içerisine, kullanılabilecek durumda olup, yardım kuruluşlarına vb. verilen miktarlar dahil değildir.
• Türkiye’de ekonomik refah seviyesinin yükselmesi ile giyim alışkanlıkları da değişmekte, giysiler çok daha kısa sürelerde değiştirilmektedir. Türkiye ile ilgili kesin bir rakam bulunmamaktadır, ancak bir yaklaşım olması açısından İngiltere örneği verilebilir. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, son on yılda İngiltere’de
• Yeni giysi satışları % 60 oranında artmıştır.
• Nüfusun % 45’i giysilerini her yıl,
• % 42’si 6 ayda bir gözden geçirmektedir.
Rakamlar giysi sirkülasyonun çok hızlı olduğunu ve giysilerin kullanım ömrünün gittikçe düştüğünü göstermektedir. 

Türkiye Çevre Ajansı Kuruldu

Posted Haberler içinde yayınlandı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygulamaya geçirilen Sıfır Atık Projesi çalışmalarının daha ileriye taşınması, içecek ambalajlarının etkin bir şekilde toplanmasını hedefleyen ve Bakanlığa bağlı olarak görev yapacak Türkiye Çevre Ajansı kuruldu.

Bu kapsamda, Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. 

Buna göre Ajans, Bakanlıkça belirlenen çevre strateji ve politikaları doğrultusunda, depozito yönetim sistemini kurma, kurdurma, işletme veya işlettirme, ilgili tarafların depozito yönetim sistemine dahil olmasını sağlama ve bunların yükümlülüklerini belirleme ile Bakanlıkça belirlenen depozito bedeli, ücret ve teminatları alma ve iade etme faaliyetlerini yürütecek.

Bakanlıkça depozito uygulamasına zorunlu olarak tabi tutulan ürünlere yönelik depozito yönetim sistemi altyapısının oluşturulmasına, uygulanmasına, izlenmesine yönelik izin ve onay işlemleri dahil gerekli idari düzenlemeleri ve tedbirleri uygulayacak ve gerekli kontrolleri yapacak.

Çevrenin iyileştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunacak Ajans, sıfır atık yönetim sisteminin kurulmasına ve uygulanmasına katkı sağlayacak.

Geri kazanılabilir ürünlerin kullanımları sonrası ülke ekonomisine kazandırılmasına ve geri kazanılabilir atıkların yönetimine ilişkin faaliyetlere katkı sağlayacak.

Türkiye Çevre Ajansı, kamuoyunda duyarlılık ve farkındalık oluşturmak amacıyla görsel, işitsel ve yazılı yayınlar hazırlama, yayımlama, basın ve yayın organları ile iş birliği yapma ve kampanya, yarışma, tanıtım gibi faaliyetlerde bulunacak.

Eğitim ve sertifika programları düzenleme, bilimsel çalışmalar yapma, dokümantasyon, araştırma ve uygulama merkezleri ile laboratuvar ve müze kurma gibi faaliyetleri de yürütecek ajans, yurt içinde veya yurt dışında yerel yönetimler, ulusal veya uluslararası kurum veya kuruluşlar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve gerçek veya tüzel kişilerle iş birliği yapma, ortak projeler geliştirme ve faaliyetlerde bulunma, uygun görülmesi halinde belediyelere, il özel idarelerine, eğitim kurumlarına ve diğer kurum ve kuruluşlara mali ve teknik destek sağlama faaliyetlerini yürütecek.

İlgili kanuna ulaşmak için tıklayınız.

Tehlikeli Atıkları Güvenle Bertaraf Edin

Posted Çevre içinde yayınlandı

TEHLİKELİ ATIKLARI GÜVENLE BERTARAF EDİN

Kimyasal proses endüstrileri (CPI) kaçınılmaz olarak atık üretir. En aza indirme çabaları gerekli olsa da, atık hala üretilmektedir ve güvenli bir şekilde bertaraf edilmelidir. Üretim süreçlerinin ön ucunda yer alan kimyasallar, tehlikeli özellikleri ve potansiyel etkileşimleri dahil olmak üzere tipik olarak iyi tanımlanmıştır. Buna karşılık, atık akışları genellikle yanlış tanımlanır ve bu da tehlikelerin tanımlanmasını ve olayların önlenmesini zorlaştırır.

CPI, son yıllarda tehlikeli kimyasalların işlenmesine yönelik proses güvenliği yönetimi (PSM) ilkelerini giderek daha fazla benimsemiştir. Bu kültürel evrim, kısmen büyük kazalarla tetiklendi. PSM, bilinmeyen, karışık ve kontrolsüz kimyasallardan oluşan atıklara uygulandığında daha karmaşıktır.

Bu makale, atık işleme temelleri hakkında bir miktar arka plan sağlar ve atık işleme tesislerindeki çeşitli yangın ve patlamaları analiz eder. Bu olaylar arasındaki önemli farklılıklara rağmen, bunların tümü, atıkların gerçek ve tanınmış özellikleri arasındaki bir boşluğa bağlanabilir.

Temeller

ABD Federal Düzenlemeler Yasasının (CFR) Başlık 29 Kısım 1910.119, oldukça tehlikeli kimyasallar için işlem güvenliği yönetimi ilkelerini ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Kimyasal Proses Güvenliği Merkezi (CCPS), bu proses güvenliği modelini genişletir ve risk bazlı proses güvenliğinin 20 unsurunu tanımlar (1). Bu yönetim ilkelerinin, atığın uygun şekilde karakterize edilmesini gerektiren atık işleme ve arıtmaya uygulanması iyi bir uygulamadır. Bununla birlikte, tehlikeli atık işleme tesisleri, PSM ilkelerini bütünsel olarak uygulamak yerine, tipik olarak, Kaynak Koruma ve Geri Kazanım Yasası (RCRA) (Başlık 40 CFR Parçaları 239–282).

EPA, 26.237 operasyonun 2015 yılında 33,6 milyon ton tehlikeli atık ürettiğini bildirdi ve bunların 6 milyon tonu atık su değildi (2). RCRA’da tanımlandığı şekliyle tehlikeli atık, nihai şekli ve potansiyel tehlikeleri ile ilgili çeşitli kriterleri karşılayacak şekilde yönetilmelidir. Atığın kimyasal özelliklerini belirlemek zor olabilir, çünkü akışlar ayrı aşamalardan veya reaksiyona giren veya değişen bileşenlerden oluşabilir ve atık oluşturucu tarafından yanlış tanımlanabilir. Atık akışlarının özelliklerini ve tehlikelerini belirlemek zor olduğundan, atık tehlikelerini yönetmek, tipik kimyasal işlem tehlikelerini yönetmekten doğal olarak daha zordur.

Endüstriyel atık, bir çöp sahasına giderken bir belediye atık aktarma istasyonundan geçebilir veya kaynak, endüstri ve düzenleyici sınıflandırmaya bağlı olarak izin verilen bir tehlikeli atık işleme, depolama ve bertaraf tesisi (TSDF) tarafından toplanabilir, toplanabilir ve yakılabilir. atık akışının. Tesisler, bazı atıkların karmaşıklığını ve bilinmeyen tehlikelerini idare edecek şekilde donatılmamış olabilir.

Kimyasal reaktivite tehlikelerinin değerlendirilmesi. Tehlikeli atık yanıcı, aşındırıcı, reaktif ve / veya toksik olabilir. RCRA düzenlemeleri (40 CFR Bölüm 261), bir atığın tehlikeli olup olmadığını tutuşabilirlik, aşındırma ve toksisite gibi özelliklere dayalı olarak tanımlayan kriterleri detaylandırmaktadır. EPA şu anda reaktiviteyi değerlendirmek için bir test yöntemi sağlamamaktadır. Tablo 1, tehlikeli atıkların nitelendirilmesi için kısmi bir kriter listesi içermektedir. 40 CFR Bölüm 261’de bulunabilecek Tablo 1’de tam olarak kapsanmayan birçok istisna ve ayrıntı vardır.

K

Tehlikeli atık üreten tesislerin, atıkları TSDF’ye göndermeden önce sınıflandırması gerekir. Atıkları aldıktan sonra, TSDF, özellikleri doğrulamak ve uyumsuz atıkları belirlemek için bir ön kabul analizi yapmalıdır (3). TSDF tarafından uygulanan işlemlere bağlı olarak, kimyasallar işleme veya nakliye sırasında karıştırılabilir veya paketlenebilir. Uyumsuz kimyasallar reaksiyona girip ısı oluşturabilir veya yanıcı, toksik veya inert gazlar veya zehirli maddeler, yangınlar veya patlamalar üreten karışımlar üretebilir.

EPA’ya göre, uyumluluk testi diğerleri arasında su reaktivitesinin (örn., Köpüklenme, ısı oluşumu, patlayıcılık), oksidasyon azaltma potansiyelinin ve siyanür ve sülfit içeriğinin belirlenmesini içerebilir. Atık uyumluluğu, fiziksel testlerle veya akış bileşenlerinin her birinin bilinen özelliklerine dayalı olarak değerlendirilebilir. Atık akışları, akışların bileşenleri hakkında bilinen bilgiler kullanılarak uyumluluk açısından kontrol ediliyorsa, potansiyel reaksiyon sonuçlarını değerlendirmek için atık akışlarının bileşimlerine belirli bir düzeyde güvenmek gerekir.

EPA

CCPS, tesislerin bir kimyasalın bir reaktivite tehlikesi oluşturup oluşturmayacağına karar vermesine yardımcı olmak için bir dizi soruya dayanan bir ön tarama yaklaşımı yayınladı (Şekil 1) (4). Tarama, özellikle proses veya işleme koşulları değişirse veya kaynak prosese yeni bir kimyasal eklenirse, sürekli olarak yapılmalıdır. Bir kimyasal reaktivite tehlikesi bekleniyorsa, CCPS ayrıca bir kimyasal reaktivite yönetimi programının uygulanmasını önerir (Şekil 2).

Reaktif kimyasal olayları araştırmak için protokoller. Olay incelemelerini gerçekleştirmek için iki kaynak, Ulusal Yangından Korunma Ajansı (NFPA) 921 Yangın ve Patlama Soruşturmaları Kılavuzu, 2017 baskısı ve CCPS kitabı Kimyasal Süreç Olaylarını Araştırma Yönergeleri, ikinci baskıdır (5, 6). Bu kaynaklar, bilimsel yöntemi, araştırma tekniklerini ve yangınların, patlamaların ve reaktif kimyasal olayların temellerini özetlemektedir.

Kimyasal proses endüstrileri (CPI) kaçınılmaz olarak atık üretir. En aza indirme çabaları gerekli olsa da, atık hala üretilmektedir ve güvenli bir şekilde bertaraf edilmelidir. Üretim süreçlerinin ön ucunda yer alan kimyasallar, tehlikeli özellikleri ve potansiyel etkileşimleri dahil olmak üzere tipik olarak iyi tanımlanmıştır. Buna karşılık, atık akışları genellikle yanlış tanımlanır ve bu da tehlikelerin tanımlanmasını ve olayların önlenmesini zorlaştırır.

30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı

Posted Haberler içinde yayınlandı

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

“Zafer, “Zafer benimdir” diyebilenindir. Başarı ise, “Başaracağım” diye başlayarak sonunda “Başardım” diyebilenindir.”

Ağustos ayı, milletimiz için zaferler ayıdır. 30 Ağustos 1922 tarihi, aziz milletimizin hiçbir zillet ve esareti kabul etmeyeceği, bağımsızlığını ve hür yaşama iradesini sonu ne olursa olsun hiçbir surette terk etmeyeceğini tüm cihana güçlü bir şekilde haykırdığı günün adıdır.

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1919 yılında Samsun’da aziz milletimiz ile başlattığı istiklal mücadelesinin, 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle zafere taşınmasının 98. yılını aynı gurur ve heyecanla kutluyoruz.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk ordusunun 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biri olarak tarihe geçmiştir.

30 Ağustos Zaferini büyük yapan, dünya savaşından büyük kayıplarla çıkmış, işgale uğramış ve toprakları paylaşılarak tarihten silinmeye çalışılan milletimizin, büyük önder Atatürk’ün üstün komutanlık yeteneği ile ordumuzun kahramanlığı ve cesaretiyle verdiği olağanüstü mücadelesidir.

Bu duygular içerisinde; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatanımız uğruna canını feda etmiş tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimizi minnetle yâd ediyor, herkesin “30 Ağustos Zafer Bayramı’nı” kutluyoruz.”

Biyom Çevre Mühendislik Ltd.

Ofisinizde Geri Dönüşümü Uygulayın

Posted Yorum yapınÇevre içinde yayınlandı

OFİSİNİZDE GERİ DÖNÜŞÜMÜ UYGULAYIN

Ofisinizin geri dönüşüm çabalarını iyileştirmenin yollarını mı arıyorsunuz? Bir işletme sahibi veya yöneticisi olarak, herhangi bir başarının arkasında çok fazla planlama ve hedef belirleme olduğunu biliyorsunuz. Her şey gibi, hedef belirleme de başarılı bir geri dönüşüm planının ayrılmaz bir parçasıdır. İşte ofisinizin geri dönüşüm programını geliştirmek için işletmenizin gerçekleştirebileceği bazı ulaşılabilir hedefler!

ÇALIŞANLARINIZIN KATILIMI

Çalışanlarınızı dahil etmek başarılı bir geri dönüşüm programının anahtarıdır, ancak bazen zor olabilir. Çalışanlarınızın daha fazla geri dönüşüm elde etmesini sağlamak şirket hedeflerinizden biriyse, onlara geri dönüşümün önemini, işe nasıl yarar sağladığını ve işletmelerinizin geri dönüşüm kurallarını göstererek başlayabilirsiniz. Birçok insan geri dönüşüm yapmadığını bildiriyor çünkü çok karmaşık, bu yüzden süreci basitleştirmek daha fazla katılımı teşvik edecek! Geri dönüşüm kutularını çalışanlar için uygun yerlere yerleştirerek ve kutularınıza geri dönüştürülebilir malzeme listeleri koyarak daha kolay hale getirin.

GERİ DÖNÜŞÜM ORTAKLARINIZI GELİŞTİRİN

Ofisteki geri dönüşüm oranlarını artırmak mı istiyorsunuz? Yukarıda belirtilen hedefe benzer şekilde, ofis atıklarınızın nerede yaratıldığını belirlemek ve bu alanlara geri dönüşüm kutuları koymak, geri dönüşüm oranlarını artırmak için etkili bir yoldur. Örneğin, kopya odasına çok fazla kağıt yerleştirilmişse, fotokopi makinenizin yanına bir geri dönüşüm kutusu yerleştirin. Bu, daha fazla kağıdın geri dönüştürülmesini ve daha az atık haline gelmesini sağlayacaktır. Keep America Beautiful tarafından yapılan bir araştırmada, çalışanlarının masasının yanında geri dönüşüm kutuları sunan ofis alanlarında geri dönüşüm oranlarının yaklaşık% 20 arttığı bulundu. Geri dönüşümü daha kolay ve daha az karmaşık hale getirmek, geri dönüşüm oranlarınızı artıracaktır.

KONTAMİNDEN KAÇININ

Kirlenme, geri dönüşüm oranlarının düşük olmasına yol açabilir, bu da ofisiniz başarılı bir geri dönüşüm programı uygulamaya çalışırken bir yanıltıcıdır. Neyse ki, malzemelerinizi uygun bir şekilde nasıl atacağınızı bilmek, işinizin mümkün olduğunca geri dönüşümünü sağlayacaktır! Kontaminasyon olarak neyin nitelendirildiği ve nasıl önleneceği hakkında daha fazla bilgi edinmek için, geri dönüştürülebilir ürünlerinizin temiz, eğitim ve etiketli kaplar ile ilgili ipuçları için Geri Dönüşüm Kirliliği Nedir?

İSTENMEYEN ELEKTRONİĞİNİZİ GERİ DÖNÜŞTÜRÜN

2014 yılında dünya genelinde yaklaşık 41,8 milyon ton e-atık üretildi. E-atık bilgisayarlar, telefonlar ve hatta buzdolabı gibi mutfak aletlerinden her şeydir. Teknoloji ilerledikçe, en yeni yükseltmeler ve dolayısıyla gadget sayısının artması için arzularımız da boşa dönüştü. E-atık en hızlı büyüyen atık akışıdır, ancak ofisiniz e-bisikletle büyük bir etki yaratabilir! Best Buy gibi birçok elektronik mağazası, alım satım programları ve alım satım programları sunar, böylece daha fazla atık yaratmadan en yeni teknolojilere geçebilirsiniz!

ÇALIŞANLARIM İÇİN GERİ DÖNÜŞÜM GERÇEKLEŞTİR

Çalışanlarınız ofiste geri dönüşümü kafa karıştırıcı buluyor mu? Her zaman göründüğü kadar kolay değildir. Amerika’nın güzel bir raporunu ulusal bir anketten uzak tutun. ” işyerinde geri dönüşüm. ” Neyse ki, geri dönüşümün birkaç yararlı ipucu ile karıştırılması gerekmez! Konteynerlerinizi etiketlemek karışıklığı ortadan kaldıracak ve kontaminasyonu en aza indirecek, çalışanlarınıza her zaman neyin geri dönüştürüleceğini hatırlatacaktır!

DÜŞÜK ATIK MALİYETLERİ

İşletmenizin hedefi paradan tasarruf etmekse, cevap geri dönüşüm olabilir. Atık ücretleri, pahalı atık depolama ve bertaraf ücretleri nedeniyle geri dönüşüm maliyetini aşmaya devam etmektedir. Ayrıca, daha fazla geri dönüşümle, işletmenizin ürettiği atık miktarını azaltabilir ve bu nedenle daha küçük atık kaplarına ve daha az sıkma toplamalarına geçebilirsiniz. Her şey tasarruf sağlar!

ÇALIŞANLARINIZI EĞİTİM

Tanımlanmış bir işlem yoksa geri dönüşüm kafa karıştırıcı olabilir. Tabela kullanmanızı öneririz, ancak basit ve noktaya kadar saklayın! Ayrıca, geri dönüşüm kutularınızda kabul edilen malzemelerin ve çöp kutularınıza geri dönüştürülemeyen öğelerin bir listesini ekleyin. Prizlerinizin renk kodlaması, çalışanların bir rengi binanızdaki geri dönüşüm akışı ile ilişkilendirmelerinin de etkili bir yoludur. Örneğin, kompost kutularınız için yeşil kaplar ve kağıt geri dönüşümü için mavi kutu kullanın. Bu kolay ipuçları, çalışanlara doğru bir şekilde nasıl geri dönüştürüleceklerini öğretmede uzun bir yol kat ediyor!

İşletmenizin ofis geri dönüşüm hedeflerinize ulaşmak için yardıma ihtiyacı olabileceğini biliyoruz. Bu durumda, bizimle iletişime geçmekten veya aşağıya yorum yapmaktan çekinmeyin. Size her zaman yardımcı olmaktan mutluluk duyarız! Okuduğunuz için teşekkürler.

Atık Yönetimi İçin Bizi Arayın...

SIFIR ATIK NEDİR?

Posted Yorum yapınÇevre içinde yayınlandı

SIFIR ATIK NEDİR?

“Sıfır Atık”; israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesi veya minimize edilmesi, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan atık yönetim felsefesi olarak tanımlanan bir hedeftir.

Atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içinde değerlendirilmeden bertarafı hem maddesel hem de enerji olarak ciddi kaynak kayıpları yaşanmasına neden olmaktadır. Dünya üzerindeki nüfus ve yaşam standartları artarken tüketimde de kaçınılmaz şekilde bir artış yaşanmakta ve bu durum doğal kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırarak dünyanın dengesini bozmakta, sınırlı kaynaklarımız artan ihtiyaçlara yetişememektedir. Bu durum göz önüne alındığında, doğal kaynakların verimli kullanılmasının önemi daha da ortaya çıkmaktadır. Bu nedenledir ki son yıllarda tüm dünyada sıfır atık uygulama çalışmaları hem bireysel hem kurumsal hem de belediye genelinde yaygınlaşmaktadır.

Sıfır atık yaklaşımının esas alınması ile sağlanacak avantajlar;

❖ Verimliliğin artması,
❖ Temiz ortam kaynaklı olarak performansın artması,
❖ İsrafın önüne geçildiğinden maliyetlerin azaltılması,
❖ Çevresel risklerin azalmasının sağlanması,
❖ Çevre koruma bilincinin kurum bünyesinde gelişmesine katkı sağlandığından çalışanların “duyarlı tüketici” duygusuna sahip olmasının sağlanması,
❖ Ulusal ve uluslararası pazarlarda kurumun “Çevreci” sıfatına sahip olmasının sağlanması, bu sayede saygınlığının arttırılmasıdır. (Kaynak: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı)

Projenin Aşamaları

Sıfır atık projesinde 7 aşama bulunuyor. Bu aşamaların her biri verimin artırılması, israfın önlenmesi ve eldeki mevcut doğal kaynakların en iyi şekilde kullanılması amacıyla sıfır atık projesi eylem planı ifade etmektedir. Bunlar şöyledir;

a) odak noktası kurumda raporlama, temizlik ve gözlem aşamalarından oluşacak.

b) mevcut durum tespiti kurumun çevreci olma konusunda yüklendiği sorumluluğun ne düzeyde olduğunun tespiti

c) planlama mevcut doğal kaynakların kullanılması konusunda nasıl bir yol ve yöntem izleneceğinin planlanması, buna yönelik kurum içi çalışanların eğitim takvimi

ç) ihtiyaçların belirlenmesi ve temin planlama yapılmasının ardından atık maddelerin gruplara ayrılarak ayrıştırılması, depolanması, biriktirilmesi

d) eğitim ve bilinçlendirme sadece kamu kurum ve kuruluşlarının değil toplumun topyekün bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi

e) uygulama aşamasında ise bu teorik süreçlerin uygulanmaya geçilmesi

f) raporlama aşamasında ise her ay mutlaka çalışmaların rapor edilmesi aşamalarından oluşur.

Sıfır Atık Projesinde Renkler
Biriktirme ekipmanları, ve tanıtım materyallerinde renk skalası uygulanır. Renklerin insanların algısı üzerinde büyük etkisi olduğundan ve uygulamada standarda erişmek adına renk skalası oluşturulmuştur. Oluşturulan renk skalasına göre;

· Kâğıt-karton atıkları için mavi,

· Plastik atıklar için sarı,

· Cam atıklar için yeşil,

· Metal atıklar için gri,

· Organik atıklar için kahverengi,

· Geri dönüşemeyen atıklar için siyah,

· Tıbbi atıklar için poşetlerde kırmızı, kovakonteynerlerde turuncu,

· Tehlikeli atıklar ve elektronik atıklar için şeffaf,

· Tekstil atıkları için pembe;

· Ahşap atıklar için turuncu,

· İri hacimli atıklar için lila,

· Ekmek artıkları için mor,

· Yemek artıkları için beyaz rengin kullanılması tercih edilmiştir.